31 Aralık 2010 Cuma

NE ŞİDDET, NE LİNÇ, SADECE HERKESE EŞİT ADALET!

0 yorum
Galatasaraylılardan spor kamuoyuna bir çağrı:
26 Aralık 2010 tarihinde Florya Metin Oktay tesislerinde oynanan U17 Galatasaray-Fenerbahçe maçının devre arasında yaşanan nahoş olaylar kamuoyunu üzmüş ve korkutmuştur. Profesyonel sporun eşiğinde bulunan çocuk yaştaki gençlerin her ne sebeple olursa olsun şiddete maruz kalmalarının mazur görülecek hiç bir yanı yoktur.

Kınama, üzüntüleri dile getirme, ihmalden dolayı özür dileme ile sınırlı tepkilerin ve ilgili federasyonlar tarafından kulüplere yönelik verilen muhtelif cezaların bugüne kadar şiddetle mücadeleye dişe dokunur bir katkısı olmadığı aşikardır. Bu boşluğu doldurma iddiasıyla hazırlanan Sporda Şiddetle Mücadele Yasa Tasarısı’nın ana amacı da şiddeti tetikleyen, körükleyen, şiddet olaylarının önüne geçilemez düzeyde kitleselleşmesine yol açan bütün unsurların bilaistisna tespiti, cezalandırılması ve spor müsabakalarının dışına atılmasıdır.

Dehşet ve ibretle izlemekteyiz ki, 26 Aralık 2010 tarihinden bugüne kadar Galatasaray – Fenerbahçe U17 maçında çıkan olaylarla ilgili süreç, gerek medya gerekse her iki kulübün yöneticileri tarafından, öngörülebilecek en vahim şekilde ele alınmaktadır.

Yazılı ve görsel medyaya yansıyan ve kamuoyuna sunulan bilgi ve yorumlar, olayı aydınlatma ve benzer olayların tekerrürüne mani olma isteğinden çok, insanların özel hayatlarını ve bilgilerini deşifre etmeye varan bir dezenformasyon bombardımanı şeklinde sürdürülmektedir. Öncelikle bütün bu süreçte yayınlanan görüntüler eksiktir. Kamuoyuna sunulan bilgiler, olayların tamamının sağlıklı ve rasyonel algılanmasını sağlamaktan uzaktır. Bu şekliyle de kolayca saha içinde kalması sağlanabilecek bir tartışmanın, seyircilerin müdahil olduğu bir şiddet eylemine dönüşmesine nelerin yol açtığı gündem dışı bırakılmaktadır.

Üstüne üstlük bu eksik ve yanıltıcı teşhis, giderek, insanların özel hayatını görsel ve sesli ifşa eden gerçek ve tüzel kişiler hakkında çeşitli hapis ve para cezası öngörmekte olan TCK’nun 134. maddesi hilafına açıkça suç unsuru içeren bir linç kampanyasına dönüşmüştür.

Pazar gününden beri FBTV’den aldığı görüntülerle eksik ve yanlı haber yapan NTV ve NTVSpor kanalı ile, saat başı olayla ilgili gözaltına alınan kişilerin isimlerini ve ne iş yaptıklarını ifşa eden FBTV yasayı alenen ihlal etmektedirler. Bu yayınlar, sosyal paylaşım alanlarında ve taraftar sitelerinde çeşitli kullanıcı isimleriyle tehdit girişimlerine de yol açmaktadır.

Uygulanan şiddet ve yapılan hataların karşılıklı olduğu açıktır. Adalet eşit dağıtılmalıdır. Bir şiddet olayından ders çıkartmak, gerçeklikten kopmak ve yargı sürecine girmiş olan failleri, yasaları hiçe sayarak bir linç kampanyasının hedefi haline getirmek değildir. Tam aksine, adaletin bu suretle eksik tecellisi, yasal sorumluların görevlerinin gereğini yerine getirmemeleri ve linç kültürü vicdanlarda daha vahim yaraların açılmasına neden olur.

Bu çerçevede:
1 – 26 Aralık 2010 tarihinde Florya Metin Oktay tesislerinde oynanan U17 Galatasaray-Fenerbahçe maçı devre arasında yaşanan olayların seyirciyi de kapsayacak şekilde büyümesinde ağır sorumluluğu bulunan ve görgü tanıklarınca biri Fenerbahçe takımı görevlisi, digeri üzerinde kahverengi deri mont olan en az iki kişinin soruşturma kapsamına alınması en azından hukuki bir zorunluluktur. Ayrıca, bu insanların yayınlanan görüntülerde de Galatasaraylı oyuncuları yumrukladıkları net olarak görülmektedir.

2 – Sorumsuz ve medya etiğine uymayan yayınları yapan kanallar ile sosyal paylaşım alanlarında gözaltına alınan kişileri ve ailelerini tehdit edenlerin internet üzerinden işlenen suçlar kapsamında, haklarında gerekli işlemlerin yapılması; ayrıca bu tür yayınların “Devam eden bir dava ile ilgili” olmaları hasebiyle acilen durdurulması hukuk ve adalet adına diğer bir sorumluluktur.
Bütün bu fotoğrafta, asıl ibret verici olan, Galatasaray ve Fenerbahçe yönetimlerinin sergiledikleri tutumdur.

TFF’nin ifadesiyle, Sporda Şiddet Yasası ve bu yasa çerçevesinde beklenen tavır değişiklikleri içinde en önemlisi, kulüp yöneticilerinin kendi kulüplerinin en önemli çıkarının şiddetin önlenmesi olduğunda birleşmeleridir.

26 Aralık 2010 U17 maçı sonrası Fenerbahçe yönetiminin tutumu hiç de şaşırtıcı değildir. Gerek kendi televizyon kanalları, gerekse medya uzantıları vasıtasıyla süratle bir mağdur/saldırgan temeli oluşturulmuş, yukarıda belirtilen yasadışılığa aldırılmaksızın bu temelde bir kampanya açılmış durumdadır. Böylesi sağlam bir kurguyu bu kadar hızlı sahneye koyanlardan, olayların başlamasına yol açan oyuncularını ve görevlilerini sportif olarak cezalandırma yoluna gitmelerini ve kendi müdahale alanları dahilindeki diğer tahrikçileri yargı sürecine katmalarını beklemek büyük saflık olacaktır.
Şaşırtıcı olan, görünürde şiddetle mücadele uğruna kendi kulüplerinin mağduriyetine aldırmayan Galatasaray Spor Kulübü yöneticilerinin tutumudur.Tavırları şiddetle mücadelenin ruhuna uygun görünmekle birlikte, olayların bütünüyle aydınlatılmasına; eksik görüntü ve tanıklıkların yargıya iletilmesine; halen yargıya intikal etmiş olanlar dışında başka sorumluların da yargılanmasına katkıda bulunmamak, fiilen şiddete çanak tutmaktır.

GSK Yönetim Kurulu olaylar karşısındaki mevcut duruşuyla, son derece geniş bir taraftar kitlesi tarafından “kritik bir olayda rakip takımın üzüntüsünü paylaşan akl-ı selim yöneticiler” olarak değil, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün geçmiş pek çok olayda olduğu gibi bu olayda da kendisine çıkar sağlamaya çalışan geleneksel politikalarının destekçileri olarak algılanacaktır.

26 Aralık 2010 tarihinden bugüne kadar yaşanan süreç, bugüne kadarki şekliyle tüm spor kamuoyuna Sporda Şiddet Yasası’nın ne kadar elzem olduğunu değil, hangi düzeyde tedbir ve müeyyide içerirse içersin hiç bir yasanın, uygulamada adalet hiçe sayıldığı, günlük çıkar ve düşmanlıklar alenen körüklenmeye devam edildiği müddetçe hiç bir faydası olamayacağını ispat etmektedir.

Spor müsabakalarında şiddeti bitirmek için adil uygulamaların yeni yasal düzenlemelerden daha önemli olduğunun bilinciyle, 26 Aralık 2010 tarihinde yarım kalan Galatasaray – Fenerbahçe arasındaki maç dahil olmak üzere geçmiş bütün spor müsabakalarında vuku bulmuş şiddetin her türlüsünü bütün kalbimizle bir kez daha kınıyoruz.

GALATASARAYLILAR

30 Aralık 2010 Perşembe

Mauro Formica?

0 yorum

Açıkcası alınan duyumlar,gelen haberler transferin gerçekleştiği yönünde.. Tabiki henüz resmi bir açıklama yok ama yinede kısa bir değerlendirme gereği duydum..

Formica'yı şimdiye kadar hiç izleme fırsatım olmadı,kimileri Lavezzi'ye benzediğini söylüyor,orta saha olarak görünmesine rağmen ileriye dönük,forvet arkası pozisyonundada oynayabiliyormuş.. Henüz 22 yaşında olması tabiki bir avantaj ve bu oyuncuyu bizden önce Bordeaux'da istemiş,transfer gerçekleşmemiş.. Ne olur ne biter,gelir mi gelmez mi hiç bir fikrim yok...

Yeni yıl ola,hayrola...

Brozek bros.

0 yorum

Trabzonspor'da Arçil-Şota efsanesinin ardından,yine 2 kardeş takıma geldi.. Pavel ve Piotr Brozek kardeşler.. Nasıl oyuncular,mevkileri ne,yararlımı olurlar,elde mi patlarlar bilmiyorum ama transfer transferdir..

Yapamayanlarda var.. (bkz;Adnan Sezgin)

29 Aralık 2010 Çarşamba

Koyduk mu?!

0 yorum

Tam anlamıya nefes nefese,harika bir maç ve sonunda kazanan 'hak eden'!Kendini Avrupa prensi olarak lanse eden,iki galibiyet alıp havaya giren fenerbahçe ÜLKER'e iyi bir cevap olmuştur umarım...
Elinize,yüreğinize sağlık!
Lider Galatasaray!

26 Aralık 2010 Pazar

Ve Hedo geri döner...

0 yorum

'Hedo'nun Orlandosu' 14 maçlık galibiyet serisi olan Celtics'i devirirken,galibiyeti getiren isim bana kalırsa Hedo oldu..
Takımının en skorer 2. ismi olan milli basketbolcu maçı 16 sayı, 4 ribaund, 4 asist, 1 blokla tamamladı. San Antonio'dan sonra Boston'ı da devirerek morallenen Orlando'da Brandon Bass 21 sayı-9 ribaund, son çeyreğin kahramanı Jameer Nelson da 12 sayı-3 asistle katkı yaptı.

Kim bilir,bakarsınız yine bir final izleriz Hedo'dan... (Çok mu hayalperest oldum ne?)

25 Aralık 2010 Cumartesi

Yeni forma!

1 yorum


Ali Sami Yen anısına yaptırılacak olan bu forma,Galatasaray'ın sezonun geride kalan yarısında giyeceği 6364 kodlu AliSamiYen forması.. Takım 12 Ocak'taki ASY'nin son maçı olan Beypazarı maçına bu formayla çıkacak...
Formanın tanıtımı haftaya yapılacak. Formayı Cemal Özgörkey’in Pazarlama AŞ’den ayrılmasından sonra istifa eden Evrim Timur’un hazırladığı öğrenildi.

23 Aralık 2010 Perşembe

Apoel'e Ceza Geçiştirmesi (!)

0 yorum

Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde oynanan Apoel-Pınar Karşıyaka maçında, Pınar Karşıyaka kafilesine yapılan saldırının cezası belli oldu. FIBA, Apoel'in 3 maç seyircisiz oynamasına ve 40 bin euro para cezası almasına karar verdi. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili resmi bir açıklama yaptı.

FIBA tarafından yapılan resmi açıklamada, "Apoel takımı, 65.4 ve 65.13 numaralı maddeleri ihlal ettiği için 40 bin euro para cezasına ve sahasındaki ilk 3 maçı seyircisiz oynama cezasına çarptırıldı" ifadesi yer aldı.

Bu duruma karşı oldukça tepkili olan Bakanlık'tan gelen resmi açıklama şöyle :

"FIBA Erkekler EuroChallenge Kupası G Grubu’nda Kıbrıs Rum kesiminin Apoel takımı ile eşleşen Pınar Karşıyaka sporcuları, dün Kıbrıs Rum kesiminde yaptığı maçın ardından çirkin bir saldırıya uğramıştır.

TEDBİRLERİN YETERSİZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Türkiye’den bir takımın, uluslararası bir turnuva kapsamında GKRY’ye gitmesi esasen istisnai bir durum olup, bunun gerektirdiği önlemlerin alınması beklenirken, Rum tarafındaki emniyet tedbirlerinin çok yetersiz olduğu meydana gelen olaylarla ortaya çıkmış, kafileden yaralananlar da olmuştur.

Olayın medyana gelmesinden itibaren gelişmeler ilgili dış temsilciliklerimiz dahil Bakanlığımız ve en üst makamlarımızca yakından takip edilmiş; tarafımızdan BM Sekretaryası ve Ada’daki BM Barış Gücü nezdinde, KKTC makamlarınca da keza Ada’daki Barış Gücü ve Rum yetkililer nezdinde sporcularımızın güvenliğinin sağlanması ve Kuzey Kıbrıs’a güvenli şekilde nakilleri konusunda yoğun girişimlerde bulunulmuştur. Bu çerçevede, BM Barış Gücü ve GKRY emniyet birimleri, sporcularımızın ikametine ayrılan mahalde gerekli önlemleri almışlardır. Bilahare, Rum yetkililerin sporcularımızın KKTC’ye geçmeleri yönündeki talebe olumlu yaklaşmamaları sonucunda, kafilenin önceden planlanan seyahat programını değiştirmeden Türkiye’ye dönme arzusu da gözönünde tutularak, havaalanına nakillerinde gerekli emniyet tedbirlerinin alınacağı güvencesinin verilmesinin ardından sporcularımızın Yunanistan üzerinden ülkemize müteveccihen Kıbrıs Rum kesiminden ayrılmaları temin edilmiştir.

Bir spor etkinliğinin böylesine bir saldırıya dönüşmesi, Rum toplumunda fanatizmin boyutunu ve birlikte yaşama kültürünün eksikliğini sergilemesi bakımından şiddetle kınanmakta ve Rum tarafında son dönemde artış gösteren Türk karşıtı nefret eylemlerinin bir yenisini teşkil etmesi açısından kaygıyla karşılanmaktadır.

Başta AB olmak üzere uluslararası toplumun ortak spor ve kültür değerleri bağlamında gerekli uyarıları yapacağına olan inancımızı vurgular; ilgili tüm kurumlar nezdinde olayın takipçisi olacağımızı bildiririz."

21 Aralık 2010 Salı

Dünya Şampiyonu Fenerbahçe!

0 yorum

Fenerbahçe Bayan Voleybol takımı belkide kazanılabilecek başarıların en büyüğünü kazandılar,ve voleybolda Dünya Klüpler Şampiyonasında şampiyon oldular..


Galatasaray'lı olabiliriz ama ondan önce Türk'üz ne de olsa..

Elinize,yüreğinize sağlık kızlar..

20 Aralık 2010 Pazartesi

Cehennem...

0 yorum

Hiçbir kuvvet beni burada 25.000 kişi olduğuna inandıramaz.


Paolo Maldini - Milan Futbolcusu


Bizim taraftarımız asla Galatasaray taraftrı gibi olamaz. Kimse böyle bir taraftar grubu önünde oynamak istemez.


Javier Irrureta - Deportivo Teknik Direktörü


Bizde böyle taraftar olsa kimse karşımızda duramaz.


Edgar Davids - Juventus Futbolcusu


Bir daha o stada rakip olarak çıkmayı istemeyiz.


PSV'li Futbolcular


Hakemin bitiş düdüğü kulaklarıma ninni sesi gibi geldi.


PSV Teknik Direktörü - Guus Hiddink


Biz zaten o stadtan galip çıkabileceğimize inanmıyorduk.


Mateja Kezman - PSV'li Futbolcu


Bana hep Ali Sami YEN'den bahsettiler.


Pascal Nouma - Beşiktaş'ın yeni transferi


Paris Ali Sami Yen cehenneminden nasıl cıkacak?


TF1 Tv


Milan, Dikkat Et Orası Hala Cehennem !


Corriara Della Sport


Hello hell,We're Leeds United !


Leeds United'lı Futbolcular


Futbolun sadece futbol olmadığını Ali Sami Yen Stadında anladık.


Berliner Morgenpost


Bu cehennemi çok seviyorum.


Collina - Hakem


Hexenkessel (Cadıkazanı) -


Höhle des Löwen (Aslanın Mağarası)


Alman Basını


Yine Cehenneme Gidiyoruz.


Tuttosport


Şeytanın Evi


La Gezetta Della Sport


Nefretin kazanı !


Guardian - Benjie Goodhart


Biz Barcelona'da 100 bin kişinin önünde maça çıkıyorduk. Ancak Ali Sami Yen'de öyle bir atmosfer oluyor ki, sahaya çıkıp biz de oynamak istiyoruz!


Johan Neeskens


Bu seyirci ölüyü diriltir.


Gheorghe Hagi

19 Aralık 2010 Pazar

Biri gider,biri gelir; 66

0 yorum

Hoşgeldin Dilaver... Umarım Aydın'ın ki gibi başlayan kariyerin,Uğur'unki gibi zora girip,Arda'nınki gibi devam etmez..

Bugünlerde beni bu konuda sevindiren nadir ama etkili olaylardan birisi.. Ve inanın herşeyden çok,kupadan veya Avrupa kupalarına katılmaktan çok istiyorum Galatasaray'ın gençlerinin adam olmasını!

Yolunuz açık olsun!

17 Aralık 2010 Cuma

Bize her yer deplasman!

0 yorum
Biraz geç oldu belkide bu post için ama yinede hoşuma gitti :)
İstanbul BB-Trabzonspor maçından ,'Belediye taraftarlarından' bir kare..
Sanırım bu da İnci Sözlük grubunun işlerinden olsa gerek,nitekim taraftarı olmayan bir tribün bu yaratıcılığı gösteremezdi ...

Bekle bizi kupa! /Cev!

0 yorum

Galatasaray 3-0 Olimpiakos

Olimpiakos 0-3 Galatasaray


Ve çeyrek final!..


Bekle bizi kupa...

16 Aralık 2010 Perşembe

Fatih Tekke ve Kazım Kazım Galatasaray'da...

0 yorum


Bilmiyorum Galatasaray yönetimi ne yapmaya çalışıyor,yada ne düşünüyor..
Ama bu transferleri yaparak kaybettiği bu sezonumu kazanmayı düşünüyor,yada önümüzdeki sezonun kadrosunu mu ayarlıyor tahmin etmek güç..
Ancak bu iki ismin transferi resmen açıklanırsa,camiada yer yerinden oynar,taraftar çileden çıkar.. (Nitekim çıkmaya başladı bile )
Sanırım Gökhan Zan'ın,Ali Turan'ın Serdar Özkan'ın,Mustafa'nın performansından oldukça memnun olan yönetim,bu politikayı devam ettirmeyi düşünüyor..
Ne diyelim; Allah belanızı versin...

14 Aralık 2010 Salı

Şimdi Liderliğe

0 yorum

Ülkemizi Avrupa Bayanlar Ligi'nde temsil eden Fenerbahçe Acıbadem oyuncuları, Dinamo Moskova'yı 3-0 yenerek liderliğe yükseldi.

Toplamda 71 dakika süren maçtta setler 25-14, 25-15 ve 25-15 takip etti.

Fenerbahçe Acıbadem, gruptaki 5. maçında 6 Ocak Perşembe günü İstanbul'da Hırvat temsilcisi ZOK Split 1700 ile karşılaşacak.

Avrupa'nın En İyileri!

0 yorum

FIBA Avrupa tarafından verilen Avrupa'nın en prestijli bireysel ödülü olan "Yılın Avrupalı Oyuncusu" ödülü için 4 kategoride adaylar açıklandı ve adaylar arasında Hidayet, Ersan gibi isimler var.

Türkiye'de düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Milli Takım'ın kazandığı ikincilikte çok önemli rol oynayan Hidayet Türkoğlu ve Ersan İlyasova erkekler kategorisinde, Nevriye Yılmaz ise kadınlar kategorisinde ödüle aday gösterildi. Genç erkeklerde Enes Kanter aday gösterilirken, genç bayanlarda ise aday gösterilmedi.

Sonuçların halk oylamasıyla ve otoritelerin katkılarıyla belirlenecek olan ödüller 2011 Şubat ayında sahiplerini bulacak. Oylama 31 Ocak 2010'a kadar FIBA internet sitesinde devam edecek.

'Hayde'

0 yorum
Sporla bir alakası olmayabilir,çok hoşuma gittiği için koyuyorum bloga..
Karadeniz'li olmanın etkilerinden olsa gerek...




Hayde gidelum hayde (x3)
Dağa k'arayemişa (x3)
Elun nişanlisina (x3)
Ben nasil deyim hayde (x3)

Çiktum çami budadum (x3)
Endurdum yarisina (x3)
Boyle sevda mi olur (x3)
Girsun yerun dibina
Kızılağaç fidani (x3

13 Aralık 2010 Pazartesi

Dertlerim bitmek bilmiyor;

0 yorum




Dertlerim bitmek bilmiyor
Bu takım oynamayınca
Taraftar kupa istiyor, şampiyonluğu görmek istiyor
Kalbim aşkınla dolu, ölmek istercesine
Gözlerim eski günleri arıyor delicesine
Şanlı Galatasaray bu taraftarın seninle yaşar
En kötü gününde bile milyonlarca kalp senine atar

12 Aralık 2010 Pazar

Neill'da gider...

2 yorum
"Artık ülkeme dönmek ve A League'de forma giymek istiyorum. Her zaman Avustralya futboluna destek vereceğim ve futbolu da kendi ülkemde bırakmayı düşünüyorum."




Sen yapma be Lucas.. Şu takımda en sevdiğim adam,en beğendiğim,gerçekten kalsın ya,futbolu Galatasaray'da bıraksın,sonra menajer olsun dediğim adam..

O da gidiyor şimdi.. Adnan'ların elinde sönüp giden,takımın içindeki ruhun belkide simgesi olan Avustralya'lı gidiyor..
Hani bazı oyuncular vardır,takımı için savaşır,yırtınır,kendini parçalar.. Ve takım onunla birlikte gelir bir noktaya.. Lider vasfı budur benim için! Futbolcu dediğin böyle olmalıdır zaten.. Ki bu tip oyuncu bizim takımımızda 2 tane var.. Biri Lorik Cana,diğeride artık Galatasaray'dan bezmiş olan Lucas Neill.. Açıkcası bu duyduklarıma herşeyden daha çok üzüldüm..Lucas Neill'ın ayrılmak istemesi,inanın beni herşeyden daha çok etkiledi ve bu sene bence sadece bu sebepten,Lucas Neill'ın bile Galatasaray'dan ayrılmak isteyecek noktaya gelmesinden dolayı Adnan Polat ve yönetimine olan nefretim bir nebze daha arttı..
Nedense takıma yararı olan oyuncuların hepsi bir bir giderken,takımda yeri olmayan,şerefsiz ve ibneler hala bu camianın içinde.. Ne yapalım,Elano'dan sonra orta sahada Barış'ları,Ayhan'ları izliyorduk,şimdi defanstada Gökhan Zan'ları,Ali Turan 'ları izleriz...

Teşekkürler Adnan Polat...

Mutlumusunuz?

0 yorum

Çok mu iyi yaptınız sezon başında transferden kar ederek?Ya da disiplinsiz(!) dediğiniz Keita'yı yollayarak aldığınız paralar bir işinizemi yaradı?

Yahut Rijkaard'damıymış sorun? Herşey çözüldümü Frank gidince? Bütün transfer sezonu bir tasarruftur,bir kardır gidiyodu,en sonunda giden Elano oldu... Canım takımın içine sıçtınız..

Son maç,Ali Sami Yen'in son maçı... Gençlerbirliği'ne 2-0 mağlıup olduk,sesler yükseldi yönetim istifa diye! Hiç mi utanmadınız?

Şu sahadaki takım sizin eseriniz.. Ne kadar gurur duysanız azdır.. Şu taraftara,şu insanlara,doğmamış çocuğunun rızkıyla Galatasaray maçı izleyenlere şunu yaptınızya,valla helal olsun hepinize.. Ama siz hala devam edin İstifa etmemeye,nerde sizde o onur,o erdem..

Koca Galatasaray'ı şu hale düşürdüğünüze utanmıyorsunuzda,hala çıkmış taraftarın karşısına,Elano'yu satıp şu kadar kar ettik diyorsunuz..

Ne diyelim,hepiniz çok iyi yöneticilersiniz,sorun aslında bizde...
Rahat uyuyorsunuzdur geceleri ama değilmi? Hani şu bize aylardır yaşatmadığınız duyguyu,Ali Sami Yen'in ,Alpaslan'ın,Metin'in kemikleri sızlarken rahat rahat uyuyorsunuzdur...

11 Aralık 2010 Cumartesi

Böyle ayrılık olmaz;

0 yorum

Kim derdi ki seninle birgun ayrilacagiz
Gecip giden yillarin ardindan bakacagiz
Kim derdiki bir tanem gun gelip bikacagiz
Ben ve yanik yuregim yanliz mi kalacagiz
Boyle ayrilik olmaz ...

Gözümde yaş kalbimde sızı;Zaman ayrılık zamanı...

0 yorum
Sıçtınız ulan.
Takımın,taraftarın,'Galatasaray'ın ağzına sıçtınız!
Mutlumusunuz yaptıklarınızdan?
Ali Sami Yen'in,Alpaslan'ın,Metin'in kemiklerini sızlattınız..
Ne de güzel bir veda oldu ama dimi? Ali Sami Yen'e layık bi veda oldu..
Mabed ancak böyle uğurlanabilirdi.. Takım bilmem kaç puanla eksi averajda.. Kaçıncı sırada olduğunu unuttum bile.. Yıllarca Dünya'ya cehennem olan o yer,tam hakettiği gibi bir şekilde uğurlandı ama değilmi?
Ne denebilirki şu olanlara?
Rıdvan Dilmen'den bir cümleylede açıklanabilir aslında; ' Galatasaray bütün takımlara ilaç oldu'
Gençlerbirliği 5 maçtır kaybediyor,en iyi iki adamı yok Galatasaray'ı deplasmanda yeniyor..Ankaragücü'nün tek deplasman galibiyeti 4-2 ile Galatasaray'a karşı.. Yeterince açık olmuştur umarım..

Benden de son cümle;
El salla,el salla Adnan Polat el salla!

11-12 Aralık İddaa Değerlendirmesi

0 yorum
CUMARTESİ:
131-Karabük-Antalya:MS1 1.85
152-Everton-Wigan:MS1 1.30
155-West Ham-M.City:Alt 1.65
224-Newcastle-Liverpool:Alt 1.65
204-Buca-Manisa:MS2 2.20
Pazar:
316- Sivas-Konya:MS 1 1.70
334-Belediye-Trabzon:Üst1.5
344 -Tottenham-Chelsea:10ç 1.33
363 -Barcelona-Sociedad:H1 1.4
365 -Estudiantes-Arsenal Sarandi:H1 1.85
Banko Kupon
344-10ç 1.33
363-H11.4
365-H1 1.85 Toplam Oran :3.44
İdeal Kupon
224-Alt 1.65
204-2 2.2
316-1 1.7
334-Üst 1.5 Toplam Oran:9.2

Bol şanslar,bol kazançlar

10 Aralık 2010 Cuma

Adnan Polat'tan inciler;

0 yorum
Rijkaard nolursa olsun bizimle;




5 yabancı transfer edeceğiz;










4 Yabancı alacağız;

http://www.ntvspor.net/haber/spor-toto-super-lig/29306/polat-4-transfer-yapacagiz

Bakalım sonunda ne olacak?

Comandante!

0 yorum




9 Aralık 2010 Perşembe

Lugano-Angus;

0 yorum

Uruguaydan ithal edilen fenerbahçeli Lugano ve Angus inekleri ve Türkiye ekonomisi üzerine mizahi yaklaşımlar
Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen Çipura'yı çiftlikte yetiştirmeyi başaran Türkiye, dünyanın en güzel meralarına sahipken, ineği de ta Uruguay'dan getirmeyi başardı.
Yeterli ineğimiz yok çünkü.
Koyun sayımız iyi.
Öküz de getireceklerdi aslında. Şöyle bir baktılar etrafa... Eh, yeteri kadar var. Var ama, hayvan başka şey... Hayvancılık başka şey maalesef.
Bu Uruguay'dan ilk önce Lugano gelmişti bize.
Bonservisi 6.5 milyon Euro'ydu,
4 yılda ödenen para 14.5 milyon Euro...
Uruguay ineklerinin tanesi, 1.800 Euro...
8 bin tane gelecek, onlar da 14.5 milyon Euro...
Hadi diyelim, inek yetiştiremiyoruz. ..
Bir tane Lugano yetiştirip Uruguay'a göndermeyi becerebilseydik, inekler bedavaya gelecekti yani....
O nedenle, Lugano'nun kaptanı olduğu Uruguay milli takımı Dünya Kupası'na katılıyor...
Biz ise Uruguay ineklerinden mangal yapıp, Kupa'yı televizyondan seyrediyoruz anca:)
Top çevirmeyi bırakıp, kıyaslarsak:
Türkiye'nin nüfusu 72 milyon. Alt tarafı 10 milyon ineği var.
Uruguay alt tarafı 3.5 milyon kişi. 13 milyon ineği var. Kişi başına 4 inek nerdeyse!
Netice itibariyle özetlendiğinde mesele üç çocuk yapmak değil yeğenim, dört inek yetiştirmek!

http://www.ofhayrat.com/news_detail.php?id=4361

Artık hayatımdan çıksan diyorum!

0 yorum


Seni bu takıma alanında,

Bunca sene dayanıp oynatanında,

İlk onbire sokanında,

Bizleri sana muhtaç edeninde,

Seni kaptan yapanında,

Allah bin belasını versin
.....

Florya'da Barbekü;

0 yorum










8 Aralık 2010 Çarşamba

Rekor Fenerbahçe'nin!

4 yorum

Tebrikler Fenerbahçe,Türk futbolu sayende çok ama çok ilerilere gidecek...

Gerçek kumandan!

0 yorum

Fenerbahçe taraftarının yaptığı anlamsız ve bir o kadarda 'SAÇMA' Hagi-Alex kıyaslamasına yeni bir boyut eklemiş arkadaşlar.. Hagi'nin lakabı olan El Commandante'yi Alex'e uyarlamaya çalışmışlar.. Biz ne dersek diyelim arkadaşların aklı bunu almayacak tabiki.. Ama aşağıdaki videoda gerçekten hazırlayan arkadaş umarım Fenerbahçe taraftarının gerçekleri anlamasına ve 'Harikalar diyarı'na '' veda etmelerine yardımcı olur...

7 Aralık 2010 Salı

Elveda Sami Yen...

0 yorum



Ali Samiyen Stadı
Hayatımın tam ortası
Nice şampiyonlukların
Zaferlerin mekanı

Her köşende bir anın var
Hüzünler ve mutluluklar
Gözümde yaş kalbimde sızın
Zaman ayrılık zamanı

Seni yıkacak dozerin, seni yıkacak dozerin, seni yıkacak dozerin anası s.ikeyim.
Seni yıkacak dozerin, seni yıkacak dozerin, seni yıkacak dozerin anası s.ikeyim

Come back soon Cim Bom

0 yorum

Geçtiğimiz günlerde St.Pauli tribünlerinde açılan bu pankart için çok şey yazılıp çizildi.. En sonunda ise St.Pauli taraftarlarına bir mail gönderildi ve gelen cevap her şeyi çok açık bir şekilde hepimize açıkladı...

"Aramızda bulunan Türk bir arkadaşımız ( koyu Galatasaraylı ) ağır hastaydı. Onun icin "Come Back Soon, Cim Bom" yazdık. Kendisi şu an gayet iyi durumda ve tekrar aramızdadır. St.Pauli'den selamlarımızla..."

Almancası:

...Hallo,eines unser Türkischstämmigen Mitglieder ist auch gala-fan und war schwer erkrankt. deshalb "come back soon, cim bom" ihm geht es wieder gut und er steht in der kurve. gruß aus st. pauli!

Barcelona ekolü sardı dört bir yanımızı...

0 yorum

Siz de duymuşsunuzdur ki FIFA Dünya'nın En İyi Futbolcu'su ödülüne 3 kişi aday gösterildi. Şimdi söyleyeceğime ise hiç şaşırmayacaksınız belkide... Bu 3 aday da Barcelona'da oynuyor. Tesadüf mü dersiniz kesinlikle değil. Hele hele şans hiç değil! Bunun adı yetenek arkadaş! İşte o 3 aday: Xavi, İniesta ve sizin de tahmin ettiğiniz üzere Messi. Messi daha ağır bassa da oyunun adı futbol her an her şey olabilir bir bakarsınız Messi seçilmez. Ama sonuç her ne olursa olsun ödülü alan harbi yetenekli birisi olacak.





5 Aralık 2010 Pazar

İnter maçı Cüneyt Çakır'ın

0 yorum

Hakemlerimizden Cüneyt Çakır,Şampiyonlar Ligi'nde 7 Aralık 2010 Salı günü oynanacak olan Werder Bremen-İnter maçını yönetecek.Valla büyük olay Türk hakemleri için..

Başarılar dileriz...

4 Aralık 2010 Cumartesi

İçimizdeki Kolombiya'lı...

0 yorum

Derdin ne ulan senin?Anladık Kolombiya'lısın.. Artistsin,başına buyruksun ama bu nedir arkadaş...
2 senedir Güiza'ya etmediğimiz laf kalmadı,bizim başımıza daha beteri çıktı geldi..
Şimdi diyeceksinizki 'Pino forvet değilki' ..Forvet olsa kaç yazar bir adam o kadar gol kaçırırmı ?

Hafta sonu kuponu;

0 yorum
Büyütmek için tıklayınız.

15 senedir her yöneticinin lafıdır o; ‘Galatasaray’da transfer bitmez’ O halde ocakta yine transfer var…

0 yorum
Galatasaray’ın Avrupa’yı titrettiği dönemde çıkmıştı bu laf. Galatasaray kimsenin hayal edemeyeceği başarılara imza attığı zamanlarda Başkan Faruk Süren, Ali Dürüst ve Fatih Terim aynen şöyle diyordu; Galatasaray’da transfer bitmez!
Şöyle bir geri dönün ve hatırlayın;
İlie ve Filipescu…
Geldiler, oynadılar kısa süre sonra İspanya’ya gittiler…
Felipe, Bratu, Petre, Saar, Almaguer, Perez, Florquin, Prates, Berkant, Sergen, Volkan Aslan, Saidou, Conceicao, Pinto, Kingston, Mario Jardel, İsmael Bouzid, Xavier, De Sanctis, Leo, Meira, Keita, Lincoln ve Elano…
Bakın bir solukta kimleri saydım.
Kesin unuttuklarım da vardır.
Dikkat edin yerlileri de pek saymadım.
15 senede en az otuz kırk futbolcu transit geçmiş Galatasaray’dan… Belki daha da fazla!

O halde transferde yanılma var.
İşler iyi gittiğinde bu seyyah tablosu göze pek gözükmüyor.
Ne zaman ki top çizgiyi geçmiyor işte o zaman kazan kaynıyor.
Son on beş senede de dört başkan görev yapmış;
Faruk Süren, Mehmet Cansun, Özhan Canaydın ve Adnan Polat.
Seneleri bir gözden geçirin…


Elano gitti, kim gelecek? Misi bile olabilir…
Gönülsüzü ben de olsam yollarım.
Ne diyordu bütün yöneticiler;
Gitmek isteyeni tutmayız.
Galatasaray’ı istemeyeni biz de istemeyiz.
Gidene kal diyecek halimiz yok.
Galatasaray büyük kulüptür, o forma kutsaldır…

Ne dedi Hagi?
Koşan, Galatasaray forması için oynayan oyuncu istiyorum.
Kiralık oyuncu istemem.
Ve de gönülsüzleri…
Bu kadroyu değiştirmek için ocak ayını bile beklemeyebilirim.
İşte Hagi’nin dedikleri oldu.
Doğrudan isim vermedi ama,
Elano gitti.
Misi de aklını başına toplarsa affa uğrayabilir.
Yoksa o da gider.

Hagi’nin raporu Başkan Polat’ın cebinde
Bazı şeyler dillendirilmeden yapılır.
Mesela transfer ve yolları ayırma…
Elano öyle gitti.
Keita da öyle gitmişti…
Biliyor musunuz? Keita bir Ankara maçı dönüşünde kimseye haber vermeden 4 günlüğüne Paris’e uçmuş ve hiçbir şey olmamışçasına geri gelmiş…
Lincoln’ü de hatırlayın.

Hagi raporunda Galatasaray’a sol kanat istiyor.
Kaleci şart diyor.
Orta sahanın soluna eski deyimle 6 numara istiyor.
Sol kanada bir fırtına istiyor…
Arda’yı oyunun içine kaydıracak gibi…
Bir de golcü istiyor Hagi…
Baroş’tan ümidi kesmiş gibi…

Bir ekstra daha olursa Hagi istemem yan cebime der…

Ne diyor Başkan da Ligtv’ye; 3-4 futbolcu alacağız. Ocak’ta…

Durum bu!
Unutmadan söyleyeyim.
Haziran’da da Seyrantepe için transfer var. Yepyeni bir takım yaratılacak.
Zor ama şart.
Böyle gitmez!

Son iki yıldaki transferlere bir bakın; Keita, Elano, Jo, Santos, Leo, De Sanctis. Bunlardan üçü bünyeye otursaydı bugün takım başa güreşiyor olur, sadece iki transfer gerekirdi. O da alt yapıdan olabilirdi…
Barça gibi…

Barça bütün zamanların en iyi takımı
Real Madrid-Barcelona maçını seyrettiniz.
Topu görebildiniz mi?
Hakemin oyuna katkısını fark edebildiniz mi?
Futbolcuların onca sert harekete rağmen oynamaktan başka bir şeyi düşündüğünü gördünüz mü?
Maç sonrası galip ve mağlup takım hocalarının beyanatlarını duydunuz mu?
İki hoca da kimin iyi olduğu lig sonunda belli olur dedi ve kesti attı.
İşte futbol bu.
İşte futbol ortamı bu.

Pardon!
Hiçbir başkanı ve yöneticiyi gördünüz mü?
El Clasico’da 5-0 gibi bir sonuç üzerine internet geyiklerine rastladınız mı?
5 gol kasımın 5’inde mi oldu?
Real Madrid’de istifa sesleri yükseldi mi?
Messi, Xavi, İniesta rakibi küçümsedi mi?
Takımdaki çoğu futbolcu Barcelona’nın alt yapısından gelme futbolcular ve onlar 1.5 milyar euroluk bir takım ama 2.5 milyar euroluk Real Madrid’i beşliyorlar.

İşte onun için Barça bütün zamanların en iyi takımı.
Ne Peleli ne Maradonalı, Ne Zidane’lı ne Puşkaşlı takımlara benziyorlar.
Onlar bir bütün halinde makine düzeniyle oynuyorlar.
Onlarda kiralık da yok!

Cruyff, Rijkaard ve Guardiola…
Futbol sabır ister.
Futbol alt yapıya yatırım ister.
Futbol günü kurtaran değil geleceği düşünen hocalarla başarıya gider.
Futbol bir eğitim sürecidir.

Barcelonalı futbolcular sanki aynı ana babadan doğmuş, aynı genleri taşıyan çocuklar.
Gözleri kapalı oynuyorlar.
Oyunu ezberlemişler.
Barcelona bir sanat eseri.
Seyrine doyulmayan bir tablo
Yaratıcıları; Cruyff, Rijkaard, Guardiola…
Yöneticileri de ortada yok!
4-6-0’ın en mükemmel uygulayıcıları
Alves, Pique, Puyol, Abidal, geri dörtlü. Onlar dörtlü savunma olarak olmazsa olmazlar…
Ama sade savunmuyorlar.
Abidal’in soldan bindirmeleri hırsız peşinde koşan polis gibi…
Diğerleri topla sanki 40 yıllık dost ama vedalaşmasını da biliyorlar…
Riske de girmiyorlar.

Forvet santrforsuz!
Messi santrfor mevkiine sanki en yakın isim. Bir karış!
Bizler hala takımlarımızda 1.96’lık santrforlar arıyoruz hem de bir tane değil. Çift santrfor olursa daha çok gol olur zannediyoruz.
Barcelona, Real Madrid’de 5 gol atıyor, fırtına gibi oynayan Messi’den tık yok!
Goller başkalarından.
Barceloana’da santrfor da yok!
Peki nasıl oluyor bu iş?
Ya da bizde neden hala santrfor aranıyor da takım oyunu oynayacak ve leblebi gibi gol atacak oyuncular benimsenmiyor?

Dikkatinizi çekerim,
İlk gol, hem de o kadar hızlı futbolda, oyun kurucu denen İniesta’dan.
Casillas bile göremedi onun oraya geldiğini.
İniesta santrfor mu?

İki gol de sol kanatta koşan David Villa’dan…
Sağdaki Pedro da çaktı bir tane…
Oyuna sonradan giren Jeffren de attı finalde…
Sorarım size;
Pedro, Xavi, İniesta, David Villa, Busquets, Messi’den hangisi santrfor?
Dile kolay tam 5 gol ve arı gibi çalışan, tazı gibi koşan trilyonluk ayaklar var…
Kibir yok, rakibi aşağılamak yok, hakemle dalaşmak yok.
Top kaybetmek, hata yapmak, zaman kaybetmek hiç yok.
Santrfor da yok, yerinde çakılı duran da yok.
Real Madrid de Real Madrid üstelik;
Cristiano Ronaldo, Khedira, Benzema, Di Maria, Xabi Alonso, Ramos, Casiallas…
Oh ohh!...

Barcelonalı futbolcular aydan gelmedi… Başka gezegenin adamı da değiller.
Onların da iki ayağı, iki eli, iki gözü, iki kulağı var…
Hiç birinin bizimkilerden farkı yok!
Onların bizden farkı futbol bilgileri ve profesyonellik duyguları.
Bunları da alt yapı eğitimsiz hiç kimseye kazandıramazsınız.

Pardon!
Onlarda günü kurtarmaya çalışan,
Bizde transfer bitmez diyen yöneticiler de yok.
Altyapıdan petrol gibi fışkıran çocuklar var.
Reyting ve tiraj uğruna toplumu geren, siyaha beyaz diyen, kelle koparan, herkesi birbirine düşürmek için yalan ve dedikodu yazan medya da yok!

Real Madrid-Barcelona maçını seyrettikten sonra, içimden şöyle dedim;
Bu derbi El Clasico’ysa
Bizim derbiler; El Cefa

Osman Tanburacı

1 Aralık 2010 Çarşamba

Sıra size gelecek;

0 yorum

Lucescu;Çingene...

Gerets;Hücum oynatıyor...

Feldkamp;Yaşlı...

Lincoln;Disiplinsiz...

Hakan Şükür;Yaşlı...

Bülent Korkmaz;Tecrübesiz...

Skibbe;İşi bilmiyor...

Rijkaard;Başarısız...

Keita;İstikrarsız...

Haldun Üstünel;Çok para harcıyor...

Elano;İsteksiz...

Hagi; ?

Kewell;?

Baros;?

Cana;?

Neill;?

Hagi'nin sonu ne olur sizce?'On' a ne bahane bulacaklar?Yada Neill'a Kewell'a,Baros'a nasıl bir sebep uyduracaklar? Kewell'a yaşlı,Baros'a sakat diyecekler... Sonrada pişkin pişkin karşımıza çıkıp alacakları şu kadardı,şu kadar kar ettik diye açıklama yapacaklar..

Kim bilir yarın öbür gün yukarıdaki resimde Baros,Kewell,Neill,Cana gibi isimleri görürken,sahada maçtan önce ilk onbirde hala Ayhanları,Baltaları izliyor oluruz..
İlahi adalet ne yaparsınız...

Galatasaray A.Ş.

0 yorum

Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı oyuncumuz Elano Blumer’in avro 2.900.000 bedelle SANTOS FC’ye transfer olması konusunda anlaşmaya varılmıştır. Oyuncu 31 Aralık 2012′ye kadar başka bir takıma daha yüksek bir bedelle transfer olduğu taktirde elde edilen karın %50′si de şirketimize ödenecektir.
Oyuncu aşağıda belirtilen alacaklarından vazgeçmistir:
2010-2011 sezonuyla ilgili olarak tahakkuk etmiş: 1.558.364 Euro 12.000 ABD Doları
2010-11 sezonu sonuna kadar tahakkuk edecek: 1.200.000 Euro
İleriki sezonlarda tahakkuk edecek toplam: 6.200.000 Euro
Menajer alacağı: 200.000 Euro
olmak üzere şirketimizin toplam taahhüdü 9.158.364 Euro ve 12.000 ABD Doları kadar azalmıştır.
Elano Blumer’e bugüne kadar Galatasaray’a vermiş olduğu hizmetlerinden dolayı teşekkür eder ve bundan sonraki futbol yaşamında başarılar dileriz.


Ne kadar komik değilmi? Arık bir spor kulübü olduğumuzu yöneticilerimiz bile unutmuş,hani diyordumya şirket yönetir gibi yönetiyorlar diye.. Bakın yukarıdada Şirketimizin toplam taahhüdü diye devam ediyorlar cümleye..Sanırım birileri bizim ağır daşak geçiyorda biz farkında değiliz..

30 Kasım 2010 Salı

Ayakla topa vurma sanatı...

0 yorum

Herşeyden önce bişey sormak istiyorum.. Biz kendi oynadığımız oyuna futbol diyorsak bu adamlar ne oynuyor? Ben gerçekten (bu haftaki Galatasaray-Beşiktaş maçını ele alırsak) iki maç arasında aynı spor yapılmasına rağmen hiç bir benzerlik görmedim.. Eğer ikiside aynı spor diyorsanız,kanıt isterim sizden.. Futbolla kriket ne kadar benziyorsa,Barcelona'nın oynadığı bu futbol demeye dilimin varmadığı doğa üstü oyun ,bizim oynadığımıza o kadar benziyor işte...

İnanırmısınız bir ara beynim döndü Barcelona'yı izlerken..O kadar çok pas yapmaya başladılarki,Real Madrid'li futbolcular topu görebildilermi hiç bir fikrim yok açıkcası..

Maç içinde ise Ronaldo'yu sadece frikik atarken gördüm,bide gözüme Ramos'la Casillas çarptı.. Ramos yediği kırmızı karttan,Casillas'ta yediği gollerden yani...

Doğruyu söylemek gerekirse maçtan önce Barça'nın kazanacağını düşünüyordum düşünmesine ama,bu kadar ezici bir oyun ortaya koyup,Real Madrid'i sahadan silip adeta dalga geçercesine bir futbol oynayacaklarını düşünmüyordum..
Nitekim şimdiye kadar Mourinho'nun hiç bir takımının bu hale düştüğünü görmemiştim..

Ne diyelim,umarım bir gün bu topraklarada gelir böyle pas yapabilen futbolcularda,bizde futbol olduğunu sandığımız şu 'ayakla topa vurma sanatı'ndan kurtuluruz...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Dokunulmaz;

0 yorum


Alex'te bu ülkede dokunulmazlığı olan futbolcular arasına girmiş anlaşılan.Hakem Halis Özkahya bu pozisyona sarı kart olarak hükmetmiş.Hiç görmemiş gibi yapsa daha inandırıcı olurdu valla.. Bu pozisyonu görüpte,kırmızı kart göstermemek;acizlik yahut yıldız futbolcuları koruma politikası olur kanımca...

Gerçek 'bir' numara!

0 yorum

Federer: Yeni yılda bana ne alacaksın?
Nadal: Senin vakfın için bir maç ayarlayabilirim, peki sen benim için ne hediye alacaksın?
Federer: Sana bir set verebilirim.

El Clasico'nun değeri

0 yorum

2 takımın oyuncularının kontratlarında yazan bedeller bunlar..
Bu maçta sahada olacak 22 oyuncunun değeri 4 'milyar' euro.. Ne kadar garip değilmi?
Sahadaki en düşük bedelli isim ise Real Madrid'in veteran stoperi Ricardo Carvalho 40 milyon euroyla olurken,Ronaldo için Real Madrid tarafından biçilmiş bedel 1 milyar euro!
Sanırım birileri bizimle dalga geçiyor...

28 Kasım 2010 Pazar

Evet;

0 yorum
Sorun Rijkaard'da,

Rijkaard giderse herşey düzelir,

Kadromuz çok iyi aslında,

Yönetimimiz işini iyi yapıyor,

Hakemler yüzünden kaybediyoruz,

Tek sorunumuz sakatlık,

Şansımız yok yoksa iyiyiz,

Aslında maç bizim hakkımızdı,